Gregor Samsa'nın anlatmadıkları

Kafka, hikâyesinde aile, merhamet vb. pek çok kavram üzerine sorular sormuşsa, Olsen de bu sorulara yenilerini ekleyerek hikâyeyi genişletmiş

Tedirgin Hazlar'ın yazarı Lance Olsen ismini Nietzsche'nin Öpücükleri'nden hatırlayacaksınız. Olsen'in, birilerini kuşkuya ya da kıskançlığa düşürecek kadar zor konular üzerine iddialı yapıtlar kaleme alması, özellikle yurtdışında eleştirmenler tarafından dikkatle izlenmesine neden oldu. Ama roman anlatımına getirdiği yenilikler, ele aldığı konu üzerine yaptığı sıkı çalışmalar ve belki de en önemlisi, sezgilerini yaratıcılığıyla buluşturabilmesindeki başarısı, onu böylesine iddialı çalışmaların üstesinden gelmesini sağladı. Nietzsche'den sonra, şimdi de Kafka'yı mercek altına alması ise bir tesadüften çok, kendi romancılık serüveninde izlediği yolun güzergâhı gibi duruyor. Acaba Kafka'dan sonra nereye varacak diye düşünmeden edemiyor insan? Ama bu romanla, kendi romancılık serüvenini başka bir noktaya sıçrattığını ve tüm dünyada, özellikle Kafka üzerine çalışan eleştirmenleri hayrete düşürdüğünü söyleyebiliriz. Türkiye'de de Kafka'nın yaygın ünü ve iyi bilinen bir yazar olması, okurun bu romana zorlanmadan girmesini kolaylaştıracak ve belki de kafamızda başka bir Kafka, bugüne dair özellikler taşıyan bir Kafka'nın oluşmasını sağlayacak.
Önce Kafka'nın Dönüşüm adlı uzun öyküsünü bir hatırlayalım: Dönüşüm denilince akla hemen Gregor Samsa ve onun böceğe dönüşmesi gelir. Belki de sadece bu ayrıntı bile, o öyküyü akıllara kazımaya yeterli gibidir. Ama neden böcek? Stanley Corngold'un, Eleştirmenin Çaresizliği adlı yapıtında Dönüşüm'e dair yüz otuz farklı bakış açısının yer aldığı yazıyı bir araya getirip tartıştığını düşünürsek, Dönüşüm'ün edebiyat tarihinin en gizemli yapıtlarından biri olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Kafka yazarken, Nietzsche gibi anlaşılmak ya da anlaşılamamak gibi bir kaygıyla hareket etmemişti. Kafka'nın Nietzsche'yle bir başka ortak noktası ise onunla ilgili karikatürlerde bile kulaklarının kocaman çizilmesiyle dile getirilmeye çalışılan sezgi gücüdür. Bu sezgi gücüne Olsen'in yapıtlarında da rastlıyoruz. Olsen, nasıl ki Nietzsche'nin Öpücükleri'yle Nietzsche'nin iç dünyasına girebilecek gücü kendinde bulmuşsa, bu defa da Kafka'nın Dönüşüm'üne girmiş ve o öykünün gizemini, yarattığı başka gizemlerle aydınlatarak, hem Kafka'nın yarattığı imge ve kavramlar üzerine düşünme hem de edebiyattan keyif almanın başka yollarını da okura sunmayı amaçlamış.
Böcek Samsa ve Kafka
Dönüşüm'de ailesiyle birlikte yaşayan Gregor Samsa, istemsiz olarak bir böceğe dönüşür ve böceğe dönüşmesiyle ardından yaşanan o tuhaf süreç sadece Samsa'nın, böcek Samsa'nın gözünden aktarılmıştı. Lance Olsen ise Tedirgin Hazlar'da Gregor'a hiç söz vermez romanında ve bu anlatıya ailenin diğer üyeleri olan anne, baba, kız kardeş Grete ile hizmetçiyi, aşçıyı, Gregor'un çalıştığı işyerinin müdürünü, komşularını da katar ve tüm bu süreci onların gözünden de yorumlamaya girişir. Bir de, belki de romanın en ilginç karakterlerinden birisi olan ve Kafka'nın öyküsünde bulunmayan Margaret vardır. Margaret, hikâyenin geçtiği zaman diliminde değil de, günümüzde yaşayan birisidir, o hikâyenin yaşandığı zamanla günümüz arasında kurulan bir bağdır adeta. Olsen, Margaret aracılığıyla Kafka'yı da romanın içine sokmuş. Ama bildiğimizden farklı bir Kafka'dır bu. Düşlerine girerek Margaret'i boğmaya kalkışan bir Kafka...
Kafka, nasıl ki hikâyesinde aile, sevgi, merhamet vb. pek çok kavram ve değer üzerine sorular sormuşsa, Olsen de bu sorulara yanıt vermekten ziyade, yeni sorular ve açmazlar ekleyerek, hikâyenin genişlemesi için çaba göstermiş daha çok. Gregor'un yeni durumuna göre şekil alan ailenin trajedisi, aslında günümüz insanının tedirginlikler ve korkularla dolu dünyasını da yansıtıyor. Kitabın bir yerinde karşımıza tek başına yaşayan ve Samsalar'ın komşusu olan bir yazar çıkıyor. Yazmamak ve dikkatini işine vermek için kendisini bir eşya olarak hayal eden bir yazar... O yazar, yazdığı kasvetli romanı mutlu sonla bitirmek için uğraşıyordu. Olsen'in bu romanı da, yine o yazarın dairesinde bitiyor, mutlu bir sonla... Ama o gerçekten mutlu bir son mu, yoksa sonun mutluluğu mu, orası belirsiz...