Avrupa deyince hep Paris, Londra ve Roma'ya doğru yola çıktık. Hepsi bu kadar mı? Tabii ki hayır. Tarihi dokuları, mimarileri ve eğlence hayatlarıyla en az onlar kadar güzel başka yerler de var gezip görülecek. Yılbaşı ve bayram tatilinde onlara fırsat tanımaya ne dersiniz?
Paco de CalheIros
Doğaseverler için Portekiz'den eşsiz bir seçenek. Bir zamanlar aristokratların yazlık evi olarak kullanılan şatolar bugün otel odası fiyatına konaklama imkanı sunuyor. Bunlardan biri de Ponte de Lima yakınlarındaki Paco de Calherios. Çiçek kokulu bahçelerinde yürürken bir an cennette olduğunuza inanabilirsiniz. Portekiz'in en eski ailelerinden birinin, Kont Calheiros ve ailesinin 12. Yüzyıl'da yaptırdıkları, şato 17. Yüzyıl'da restore edilmis. Evin görüntüsü ve manzarası nefes kesiyor. İçerde antikalar falan yok ama konfor müthiş! Geceliği 100 dolara konaklamak mümkün.
Cenova
İki şehrin hikayesine kulak verin: Birisi gelişmekte olan bir limana kurulu, biraz içe kapanık, eski şehir. Hala II. Dünya Savaşı'nın ağır izlerini taşıyor. Köşeyi dönünce birden ikinci şehir çıkıyor karşınıza. Hafifmeşrep bir kadın gibi, neşeli, delidolu, hüzünlü bir tarihi dokuyu modernliğin ateşiyle kaynaştırmış. Mimari şaheserler, cafe'ler, müzeler, galeriler, alışveriş merkezleri, opera binaları ve tiyatrolar. İtalya'nın az bilinen şehirlerinden Cenova 2001 için Avrupa'nın kültür şehri seçildi. Yolunuz düşerse büyülü sanat koleksiyonlarının sergilendigi Palazzo Spinola ve Palazzo del Principe muzelerini gezin. Dar sokaklarında enfes İtalyan yemekleri yapan restoranlarında soluklanın.
Antwerp
Avrupa'nın en büyük ikinci liman şehri olan Antwerp, Brüksel'in gölgesinde kalmaktan her zaman şikayetçi olmuş. Bir zamanlar Londra ve Paris kadar müthiş bir kent iken rakibinin başkent ilan edilmesiyle ikinci plana itilmiş, herkese küsmüş ama yine de kendine has atmosferini her zaman korumayı başarmış. Öyle ki, bugün Brüksel'i ziyaret edenler özellikle eşsiz mutfağını tatmak için ona koşuyor. Antwerpliler gururlu. Nerelisiniz sorusuna Belçikalı değil, Antwerp'liyiz cevabını vermeleri bundan... Ticaret ve yaratıcılığın birleştiği şehir olarak adlandırılan Antwerp'te sanatçılar hep varlık içinde yaşamış ve kentlerine binlerce eser bırakmışlar. Bu yüzden modern yapılaşmaya rağmen estetik hala ön planda. Art Nouveau yapılar etkileyici. Mutfağa gelince. Bir zamanlar İspanyollar'ın yönetimindeki bölgede Katalan yemekleri önem taşıyor. Las Manas, bu alandaki en iyi seçeneklerden.
WeImar
Almanlar'ın Avrupa kültürüne en büyük katkısını Weimar'ın yaptığı söylenir. Neden derseniz, sayalım; Goethe, Schiller, Bach, Listz, Strauss ve Kandinsky yıllarını bu küçük şehirde geçiren sanatçılardan yalnızca birkaçı. İşte kimselerin bilmediği bu özelliği onu 1999'da Avrupa kültür şehri ilan etti. Ülkenin doğusunda, Çek Cumhuriyeti sınırında yer alan Weimar, Almanya'nın I. Dünya Savaşı sonrası demokratik ataklarına bizzat sahne olmuş. İlk Nazi divanı burada kurulmuş. Pek çok ünlü sanatçının burayı mesken tutması, sessiz ve huzurlu yapısından kaynaklanıyor. Saydığımız ünlü isimlerin izlerini yalnızca kütüphanelerde, galerilerde değil, bizzat yıllarca yaşadıkları evlerinde bulabilirsiniz. Şehre doğrudan uçuş yok. Leipzig'ten bir saatlik tren yolculuğuyla ulaşılıyor.
La BastIde de MoustIers
Marie Antoinette'in saray ortamından sıkılınca kendini kırlara attığı, bütün gün taze süt içip rahat kıyafetlerle saatlerce yürüyüş yaptığı anlatılır. Güneydeki Provence en sevdigi bölge olarak geçer kitaplarda. Bugün Fransa'nin müthiş kır evlerinden La Bastide de Moustiers, Provence'in yıldızlarından. Bastide, Fransızca 'Duvarlarla çevrili çiftlik' anlamına geliyor. Gerçekten de Bastide de Moustiers'nin duvarlari öyle kalın ki kışın ısıyı içerde, yazın da dışarda tutuyor. Pencereler de bu nedenle küçük yapılmış. Birkaç odalı ve basit yemeklerin servis edildigi bir yer burası. Yatak odanızın penceresinden akşam yiyeceğiniz minik patlıcanların ve domateslerin yetiştiği bahçeyi görüyorsunuz. Bütün gün sağlıklı yemekler yiyip enfes şaraplar içiyor, sonra da havuza giriyorsunuz. Doğanin sizi kıskıvrak yakaladığı bu çok özel yerde bir gece konaklamanın bedeli yaklaşık 150 dolar.
Dubrovnik
Hırvatistan'ın hüzünlü başkenti kıtanın en iyi korunmuş ortaçağ kentlerinden. Adriyatik Denizi'nin kucağındaki Dubrovnik 90'ların başında Sırp saldırılarına yenik düştü ama güçlü tarihi dokusu her şeye direndi. Savaştan sonra UNESCO'nun desteğiyle gerçekleşen restorasyonla eski güzelliğine kavuşmakta gecikmedi. Mimarideki Rönesans, Gotik ve Barok etkisi kenti büyülü kılan etkenlerden. Şehirde görülmeye değer müzeler, manastırlar, kaleler ve kiliseler hala ayakta. Ancak şunu belirtelim ki Dubrovnik tarihi ve turistik mekanların ziyaret
edileceği bir şehirden çok, sokaklarında saatlerce yürüyerek keyfine varılacak yerlerden. Ana caddelerden biri olan Stradun birbirinden güzel kafeler, barlar ve mağazalarla dolu. Eski Şehir'de otel bulamazsanız şaşırmayın. Otellerin çoğu kentin güney kıyılarında. 1950'lerde hükümet üyelerinin dinlenme evi olarak yapılan Villa Dubrovnik'e seyahat dergileri övgüler yağdırıyor. Bu arada şehrin hemen açıklarındaki Lokrum Adası'na Villa Dubrovnik'in teknesiyle ulaşmak mümkün. Şehri keşfettikten sonra bir milli park olan adada harika bir gün geçirilebilir.
Kopenhag
İnanmayacaksınız belki, daha doğrusu haberdar değilsiniz ama Avrupa'da moda, sanat, mimari ve gece yaşamının en hızlı değiştiği şehirlerden biri Kopenhag. Her sey öyle baş döndürücü bir hızla gelişiyor ki şehrin kaybedecek hiç vaktinin olmadığını hissediyorsunuz. Dünyanın en eski krallığının başkentinde alternatif yaşam biçimlerini benimseyen insanlar politik arenada da dünyanin en hızlı hareket eden halkı olmaktan gurur duyuyor. Kopenhag'ta görülmesi gereken yerleri sayarsak: Mayıs-ekim ayları arasında açık olan Tivoli
Bahçeleri'nde dünyanın en
romantik yürüyüşünü yapabilirsiniz. Pornonun her yönüyle etüd edildiği Museum Erotica ve bir 17. Yüzyıl Rönesans şaheseri olan Rosenborg Slot mutlaka görülmeli. Antika ve eşsiz ikinci el mobilya için Bregade ve Skt Hans Torv caddelerini dolaşın. Ciddi alışveriş tutkunları Stroget'e yola koyulsun. Bodum Superstore, Bang and Olufsen hi-fi showroom, Illum alışveriş merkezi ve porselen, antika, gümüş ve kristal satın alabileceğiniz Royal Kopenhagen mağazalarına da uğrayın.
